15 Ocak 2012 Pazar

Fenerbahçe 4-2 İstanbul B.B.



Olabilecek en kötü otobüs yolculuğununun getirdiği sırt-boyun-diz ağrılarının acısını biraz olsun dindirmek için Şükrü Saraçoğlu yollarına 
erkenden  düştük Kadıköy'de. Bayan arkası aldığımız bilet kapı arkası çıkınca uzatamadığımız ayaklar bize sakat Gökhan-Emre-Serdar vs. empatisi yaşatıyor. Saat 11:00. Aykut hocamızın dediği gibi boynumuzda henüz ip yok ama sırtımızda sarı-laci çubuklu her daim var.


Arma neden içerde? 

Fenerbahçemiz bu camekan içindeki takım gibi bu sene. Futbolcuların hepsi birbirine benziyor. (Rahmetli) Santos-Caner-Ziegler-Boral-Stoch zincirinde kim hangisinin yerine oynarsa diğerlerini aratmıyor.


Ntv canlı yayın için abimiz gelmiş ama kameraman kayıp. Telefonda fırça kayıyor birilerine. Babacanlıkta, Şansal Büyüka'nın şoför versiyonu kendisi. Ayaküstü muhabbet ediyoruz, davet edildiğimiz "Yenilsen de Yensen de" programına muhakkak katılmamız gerektiği nasihatini alıyoruz. Programdaki güzel insanlardan, hoş muhabbetten öyle bir söz ediyor ki bir yol muhabbeti klişesi "bi dahaki sefere söz gelicem"i  diyoruz.

Kameraman geldi bu defa sunucu kayıp! :) 

Lig Tv ekibi yakaladığı 3 Fenerli bayanla canlı yayında. Saat: 13:38

Saat 13:43. 5 dakikalık Tv tecrübesi olan 3 Fenerli bayan bu defa Ntv ekibince havada kapılıyor. Şöhret böyle bir şey işte.

İzmir'den kötü bir yolculukla gelip ah-vah ettiğimizden utanıyoruz bu en büyük Fenerbahçeli'yi görünce.

Lig Tv ekibi yine 2 bayan buluyor canlı yayına almak için ama bu defa ablamız prensip sahibi bir insan. Makyajsız, formasız asla çıkmam deyip hazırlanmak için 2 dakikalığına araba-kabinine giriveriyor.

Ntv kameramanı öğlen içtiması alıyor Fenerbahçeli taraftardan. Arkadaki siyah paltolu sunucu az sonra Alex atkısını tutup hakkıyla havaya kaldıramayan elemana ince ayarı verecek. Haklı tabi Alex o formayı nasıl taşıyorsa sahada sen de atkısını öyle taşıyacaksın dışarda.

Ablamız canlı yayın için hazır. 3-4 dakikalık çekim süresince elindeki atkıyla kameraya girmek isteyen taraftar, kameramanı canından bezdiriyor: "Huzur vermedin lan huzur!" 

30 metre ilerideki Tuncay formalı, şapkalı abimiz yanımızdan geçerken "Gel lan, al benden yorumu!" diyor Lig tv muhabirine. Bunu öyle bir diyor ki o söylemeden biz anlıyoruz kalbinden geçenleri.



Migros'un önünde sarı-lacivert ip satan kardeşimiz 4x4 esnaf. Sırada bekleyen ve yeni kuralla stada beleş girmek için "anne-teyze" diye çığıran gençlere alın birer bandaj bulayım size anne-teyze diyor. Geçen hafta kadınların geldiği maça getirdiği az sayıda malzeme için de kendisini hiç affetmiyor. "Ne bileyim abi kadınların bu kadar geleceğini, neyse en azından büfeden su aldım onları sattım da çok üzülmedim" diye teselli veriyor kendisine. Ha bir de hiç sevmediği "dandik ip" saran birisi o maçta çok güzel hasılat yapmış ona yanıyor işte. Biz o maçta verilmeyen ofsayttan kaçan 3 puana üzülürken abimiz ekmek derdinde haklı olarak. 



Burası saha içinde atılmayan sin-kaflı tezahüratların dillendirildiği bir sokak mutfağı. Ortamın resmi içeceği bira. Octoberfest, Fenerfest'le birleşmiş bugün.






Bu kalabalığa rağmen 2 dakikada giriyoruz Telekom Tribününden içeri. Bir İzmirli olarak Atatürk Stadı'nın yüzlerce metrelik kuyruklarına alışmışız, bünye reddediyor ilk başta ama alışıyoruz.







Alex saha içinde kralsa, saha kenarında da büyük adam. Maç öncesi kadınlara özel tribün önüne gidip çiçeklerini takdim ediyor.

Maç öncesi Lig Tv yayınlarının yapıldığı cam oda hemen solumuzda. O kadar kirli bir cam ki üzerine ne yazsanız consolas font netliğinde gözükür. Federasyon Temiz Lig'den önce Temiz Cam operasyonu için düğmeye bassın!

Boz baykuşların sayısı sahadaki futbolcularının sayısından az. Fenerli bir abimiz bu kitleye Locasından yer verse hem 0 14 kişi rahat maç izlerdi hem 2500 çubuklu daha tribünde olurdu. Pek tabi kuralları biliyoruz da sesli düşünüyoruz işte.


Maça gelirsek!
Semih'ten verim almak için kendisini 25. dakikada oyundan çıkarıp 70. dakikada tekrar almak gerek! Stoch o ezberlenen "sağa doğru rakibi aç, rakibin solundan kaleye yerden sert vur" repliğini 3 defa sergiliyor ilk yarıda. Bekir stoperde biraz daha iyi ama yine de bildiğin Bekir tabi. Gökhan milli maç için hazırlık maçında gibi. Alex çimlere ve sert İstanbul defansına takılıyor  takılıyor sıklıkla. Özer yine sahada yok ama panik yapmayın bu defa gerçekten ilk 11'de yok.




0-0 giden maç taraftarı gerdiğinden mi, en ön sıranın daha önü! ve arkası birbirine dalıyor.




İlk yarı Fenerbahçe Şansoviç + Volkan + Webo üçlemesi sayesinde kalesinde gol görmüyor.





İkinci yarı Bienvenu-Sezer oyuna giriyor, maçın senaryosu değişiyor. O ana kadar ligde 405 dakikada 1 gol yiyen İBB 23 dakikada kalesinde 3 gol görüyor. Taraftar 61. dakikada Trabzon'un kulaklarını çınlatıyor. 70'lerdeki Meksico dalgasına İBB taraftarı da tek sıra dizilerek eşlik edip gözlerimizi yaşartıyor.





Hiçbir İBB maçı kolay geçmez argümanını bize tekrar hatırlatıyor Webo sağolsun. Takım ligde 5. maçında ilk defa organize bir ataktan kalesinde gol görüyor! Taraftar tribündeki meksiko dalgasını, futbolcular sahadaki İstanbul dalgasını bırakıp tekrar konsantre modlarını "on" duruma getiriyor. Fenerbahçe 2. yarıda Migros tarafına 4 gol, İBB bizim tarafa 2 gol bırakıyor. Gollerin cefasını biz çekiyoruz, sefasını karşı taraf çekiyor ama yine de bu skora şükrediyoruz. İBB gibi bir rakibe karşı 3-0'lık skor şike olarak dosyalanabileceğinden olsa gerek oyun bir şekilde 3-2'ye getiriliyor.  

Maç bitiyor sahaya bir çocuk fırlıyor. 10 metre daha ilerlese kadınlara 2. maç yolu açılacak. Görevliler ufaklığa karşı öyle sertki kendisini Jet-Li fizik/yeteneğinde sanıyorlar muhtemelen.





Yüreğimizin içinde, başımızın üstünde her zaman yerin var Aziz Başkan!






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder