16 Ocak 2012 Pazartesi

Manisaspor 1-2 Fenerbahçe




Uykusuz ve yorgunuz. Maç yazısı gün içinde eklenecektir ama şunu yazmadan da uyku haram bize: 90+5'te atılan galibiyet golünden daha değerli olan şey, 90+5'teki galibiyet golünü "Fener kümeye!" diye çığıran Birleşik Futbol Kulüpleri taraftarının kalesine atmaktır. "Fenerle kimse başedemez" demiştik. Bunu hala slogan mı sanıyorsunuz siz?

Devam edelim;
Ligin ilk yarısında Bayanlara karşı oynanan Manisa-Fenerbahçe maçı bu defa erkek erkeğe oynanacak. Ancak o maçın "free" olmasının etkisinden hala çıkamamış bir grup var ki ısrarla biletsiz girmek istiyorlar stada. Havanın ayazında, manisanın kaçak Tarzan'ı hiç çekilmiyor Fener aşkı olmasa...

İzmir Atatürk Stadında dürbünle görebildiğimiz futbolcular Manisa 19 Mayıs Stadında halkın içine karışmış. Herkes fazlasıyla yakın ve fazlasıyla 3d! Stoch ilk defa bu kadar mohikan, İsmail ilk defa bu kadar arap! Bu yakınlıkta Tel örgüye elektrik bile verilse sorun etmeyeceğiz.










Fenerbahçe taraftarı Lefter'e selam gönderiyor sürekli, takım ise Lefter'in formasını giyerek posterlik çalışma yapıyor şeref tribünü önünde ama 90+5 dakikada şunu anlıyoruz ki sadece formasını değil Lefter'in ruhu da bugün bu formanın içinde. Zira takım haftalar sonra iyi futbol oynuyor.

Saygı duruşu sırasında, saygısızlığı bir duruş olarak algılayan Manisa taraftarı var tribünde. Maçın süresi yetmeyecekmiş gibi -ve her ne alıp veremedikleri varsa- bu sessizlikte çığırıyorlar "Yönetim İstifa" diye. Tamam yönetim istifa etsin de siz de çekilin gidin artık şu tribünlerden.

Takım karşısına Manisaspor'u, taraftar ise Spil Dağı'nı almış. Onlar Manisa'yla sahada biz soğukla tribünde mücadele ediyoruz. Ve ilk defa Lefter ve Alex'siz oynuyoruz üstelik, ancak özellikle ikinci yarıdaki futbol ısıtıyor içimizi.


Fenerbahçe ilk yarıda uzak kaleye gol atamayınca Polyanna'ya selam çakıyoruz: "Olsun la, ikinci yarıda golleri bizim kaleye sakladı takım işte!" Golü kim atacak derseniz Bienvenu hariç herkes diyebiliriz. Arkadaşımız kendisine Guiza 2 diyor ama biz itiraz ediyoruz, zira (Guiza /4 ) 2 olması daha olası. Yine de kızmıyoruz Kamerunluya. Bir panda'ya uçan tekme at deseniz yapamaz, asıl sorun bize kendisini mecbur kılan düzende çünkü.


Caner ve Stoch sol taraftan, Gökhan sağ taraftan deli ediyor Manisalıları ama ortada kafayı çakacak elemanı bulamıyoruz bir türlü. Sow, Nobre, Del Piero vesaire gelene kadar en azından cv'sinde forvet kimliği bulunan stoper Serdar Kesimal bile oynasa bu bölgede şu anki durumdan daha kötü olmayacağımız kesin!


Kadın ve çocuk tribününden sahaya bir adet biberon atılıyor! Vicdansız Anne!



Dakikaları saymaktan vazgeçmişiz. Maç 1-1. Emre'nin ortası gol olur. ;)

Yalan yok. Şahsen umudumuzu kesmiştik takımdan ama dedik ya Lefter formasını, ruhuyla geçirmiş bugün futbolcularımız üzerlerine. Uzatmanın uzatmasında gelen gol, hakem konuşmak için  malzeme arayan kitleye un ve şekerini veriyor da sahaya atılan Biberona karıştırıp içmelerini tavsiye etmekten başka yapacak şey yok.




Dilinde şarkıların gündüz gece...
Deli gibi aşığız Fenerbahçe!...
....
Geçen yıl bu şarkıyı çok dinledik, bu yıl ilk defa denk geldik. Dileriz devamı gelsin.









Taraftar ısınmak için atraksiyon peşinde. Sahaya sırtını dönüyor, yeterli alan olsa takla bile atılacak.

Ve kapanış tezahüratı: Çevik kuvvet sarı desene, desene, deseneee!

15 Ocak 2012 Pazar

Fenerbahçe 4-2 İstanbul B.B.



Olabilecek en kötü otobüs yolculuğununun getirdiği sırt-boyun-diz ağrılarının acısını biraz olsun dindirmek için Şükrü Saraçoğlu yollarına 
erkenden  düştük Kadıköy'de. Bayan arkası aldığımız bilet kapı arkası çıkınca uzatamadığımız ayaklar bize sakat Gökhan-Emre-Serdar vs. empatisi yaşatıyor. Saat 11:00. Aykut hocamızın dediği gibi boynumuzda henüz ip yok ama sırtımızda sarı-laci çubuklu her daim var.


Arma neden içerde? 

Fenerbahçemiz bu camekan içindeki takım gibi bu sene. Futbolcuların hepsi birbirine benziyor. (Rahmetli) Santos-Caner-Ziegler-Boral-Stoch zincirinde kim hangisinin yerine oynarsa diğerlerini aratmıyor.


Ntv canlı yayın için abimiz gelmiş ama kameraman kayıp. Telefonda fırça kayıyor birilerine. Babacanlıkta, Şansal Büyüka'nın şoför versiyonu kendisi. Ayaküstü muhabbet ediyoruz, davet edildiğimiz "Yenilsen de Yensen de" programına muhakkak katılmamız gerektiği nasihatini alıyoruz. Programdaki güzel insanlardan, hoş muhabbetten öyle bir söz ediyor ki bir yol muhabbeti klişesi "bi dahaki sefere söz gelicem"i  diyoruz.

Kameraman geldi bu defa sunucu kayıp! :) 

Lig Tv ekibi yakaladığı 3 Fenerli bayanla canlı yayında. Saat: 13:38

Saat 13:43. 5 dakikalık Tv tecrübesi olan 3 Fenerli bayan bu defa Ntv ekibince havada kapılıyor. Şöhret böyle bir şey işte.

İzmir'den kötü bir yolculukla gelip ah-vah ettiğimizden utanıyoruz bu en büyük Fenerbahçeli'yi görünce.

Lig Tv ekibi yine 2 bayan buluyor canlı yayına almak için ama bu defa ablamız prensip sahibi bir insan. Makyajsız, formasız asla çıkmam deyip hazırlanmak için 2 dakikalığına araba-kabinine giriveriyor.

Ntv kameramanı öğlen içtiması alıyor Fenerbahçeli taraftardan. Arkadaki siyah paltolu sunucu az sonra Alex atkısını tutup hakkıyla havaya kaldıramayan elemana ince ayarı verecek. Haklı tabi Alex o formayı nasıl taşıyorsa sahada sen de atkısını öyle taşıyacaksın dışarda.

Ablamız canlı yayın için hazır. 3-4 dakikalık çekim süresince elindeki atkıyla kameraya girmek isteyen taraftar, kameramanı canından bezdiriyor: "Huzur vermedin lan huzur!" 

30 metre ilerideki Tuncay formalı, şapkalı abimiz yanımızdan geçerken "Gel lan, al benden yorumu!" diyor Lig tv muhabirine. Bunu öyle bir diyor ki o söylemeden biz anlıyoruz kalbinden geçenleri.



Migros'un önünde sarı-lacivert ip satan kardeşimiz 4x4 esnaf. Sırada bekleyen ve yeni kuralla stada beleş girmek için "anne-teyze" diye çığıran gençlere alın birer bandaj bulayım size anne-teyze diyor. Geçen hafta kadınların geldiği maça getirdiği az sayıda malzeme için de kendisini hiç affetmiyor. "Ne bileyim abi kadınların bu kadar geleceğini, neyse en azından büfeden su aldım onları sattım da çok üzülmedim" diye teselli veriyor kendisine. Ha bir de hiç sevmediği "dandik ip" saran birisi o maçta çok güzel hasılat yapmış ona yanıyor işte. Biz o maçta verilmeyen ofsayttan kaçan 3 puana üzülürken abimiz ekmek derdinde haklı olarak. 



Burası saha içinde atılmayan sin-kaflı tezahüratların dillendirildiği bir sokak mutfağı. Ortamın resmi içeceği bira. Octoberfest, Fenerfest'le birleşmiş bugün.






Bu kalabalığa rağmen 2 dakikada giriyoruz Telekom Tribününden içeri. Bir İzmirli olarak Atatürk Stadı'nın yüzlerce metrelik kuyruklarına alışmışız, bünye reddediyor ilk başta ama alışıyoruz.







Alex saha içinde kralsa, saha kenarında da büyük adam. Maç öncesi kadınlara özel tribün önüne gidip çiçeklerini takdim ediyor.

Maç öncesi Lig Tv yayınlarının yapıldığı cam oda hemen solumuzda. O kadar kirli bir cam ki üzerine ne yazsanız consolas font netliğinde gözükür. Federasyon Temiz Lig'den önce Temiz Cam operasyonu için düğmeye bassın!

Boz baykuşların sayısı sahadaki futbolcularının sayısından az. Fenerli bir abimiz bu kitleye Locasından yer verse hem 0 14 kişi rahat maç izlerdi hem 2500 çubuklu daha tribünde olurdu. Pek tabi kuralları biliyoruz da sesli düşünüyoruz işte.


Maça gelirsek!
Semih'ten verim almak için kendisini 25. dakikada oyundan çıkarıp 70. dakikada tekrar almak gerek! Stoch o ezberlenen "sağa doğru rakibi aç, rakibin solundan kaleye yerden sert vur" repliğini 3 defa sergiliyor ilk yarıda. Bekir stoperde biraz daha iyi ama yine de bildiğin Bekir tabi. Gökhan milli maç için hazırlık maçında gibi. Alex çimlere ve sert İstanbul defansına takılıyor  takılıyor sıklıkla. Özer yine sahada yok ama panik yapmayın bu defa gerçekten ilk 11'de yok.




0-0 giden maç taraftarı gerdiğinden mi, en ön sıranın daha önü! ve arkası birbirine dalıyor.




İlk yarı Fenerbahçe Şansoviç + Volkan + Webo üçlemesi sayesinde kalesinde gol görmüyor.





İkinci yarı Bienvenu-Sezer oyuna giriyor, maçın senaryosu değişiyor. O ana kadar ligde 405 dakikada 1 gol yiyen İBB 23 dakikada kalesinde 3 gol görüyor. Taraftar 61. dakikada Trabzon'un kulaklarını çınlatıyor. 70'lerdeki Meksico dalgasına İBB taraftarı da tek sıra dizilerek eşlik edip gözlerimizi yaşartıyor.





Hiçbir İBB maçı kolay geçmez argümanını bize tekrar hatırlatıyor Webo sağolsun. Takım ligde 5. maçında ilk defa organize bir ataktan kalesinde gol görüyor! Taraftar tribündeki meksiko dalgasını, futbolcular sahadaki İstanbul dalgasını bırakıp tekrar konsantre modlarını "on" duruma getiriyor. Fenerbahçe 2. yarıda Migros tarafına 4 gol, İBB bizim tarafa 2 gol bırakıyor. Gollerin cefasını biz çekiyoruz, sefasını karşı taraf çekiyor ama yine de bu skora şükrediyoruz. İBB gibi bir rakibe karşı 3-0'lık skor şike olarak dosyalanabileceğinden olsa gerek oyun bir şekilde 3-2'ye getiriliyor.  

Maç bitiyor sahaya bir çocuk fırlıyor. 10 metre daha ilerlese kadınlara 2. maç yolu açılacak. Görevliler ufaklığa karşı öyle sertki kendisini Jet-Li fizik/yeteneğinde sanıyorlar muhtemelen.





Yüreğimizin içinde, başımızın üstünde her zaman yerin var Aziz Başkan!