15 Ocak 2012 Pazar

Bucaspor 3-5 Fenerbahçe




2007'de cezası nedeniyle İzmir Atatürk Stadı'na gelen Fenerbahçe, Trabzon'la 2-2 berabere kalarak o gün şampiyonluğunu ilan etmişti. Bugün ise değişkenler farklı fakat amaç her zamanki gibi aynı. Fenerbahçe, İzmir Kitap Fuarı'nın bu son gününde, ligin son 4 maçlık final-four serisine girmek üzereyken hafta itibariyle 30. baskısını yaptığı "Şampiyonluk" hikayesini imzalayacak taraftarına. "Sanayi Alt" bileti bulmak, YGS özrünü anlamak kadar zor. İlk gün alıp yastığımız altına koymuş, maç için pusuya yatmışız.



Kordon'da bir araç üstünde büyükçe bir bayrak sallandırılıyor. 3 defa rastlaşıyoruz bu taşlı yolda kendisiyle. 1.turda içerde olan "Ulubatlı" diğerlerinde aracın tepesine çıkıyor. Fenerbahçe gibi adım adım zirveye çıkıyor o da.



Faytonların arasında sarı lacivert çubukluyu görmeyeli 711 gün olmuş. Fotomaç muhabiri olsak bu resmin altına-üstüne-yanına "Fener 4 nala yazardık" ama yapmıyoruz, içimize atıyoruz!


Kordon'daki mekanlar İstanbullu Fenerbahçeliler tarafından parsellenmiş. Biz İzmirli Fenerbahçeliler olarak yanlarında stajer liseliler gibi kalıyoruz. Adamların bilmediği marş yok, cafeler arası slogan paslaşmada uyum olarak messi-xavi tadında her biri.


Maçın adamı budur!  Alem "duruş" görsün!


Kordon'un, Konak tarafına doğru diğer ucu burası. Sarı-Laci yoğunluğu artarak devam ediyor. Formasız insan görmek, Bordo-Mavi giymiş panda görmek kadar zor. 



17:05'e kadar Swiss Otel önünde "Alex huuuhaaaaa" diyebilmek için bekledik. "Ay Lugano bana göz kırptı" diyen İzmirli kızların bu kez gönül güzelliğine şahit olduk.



Gelin aracı gibi otobüsün yolunu kesiyor taraftar. Zarfın içinden 3 puan ve liderlik çıksın istiyor. Süre kısıtlı olduğu için cama istenen kişiler Aykut ve Alex. Sağolsun kırmayıp el sallıyorlar.


Otobüsün arkasından su döktükten sonra hemen Çankaya-Halkapınar metrosuna atlıyoruz. Yaz mevsiminin hafiften gelmeye başladığını kalabalık metroda ilk ter kokusunu içimize çekince anlıyoruz. 


Bilet kontrolü yapılan demir kapı önü ancak 1 balık etli arkadaş geçecek kadar açık. Sporda Şiddet yasası taraftara Sporda Eziyet tasarısı olarak geri dönüyor. Neyse ki görevliler bir beyin fırtınası! yapıp 5 dk. sonra kapıları tamamen açıyorlar.


100 metrelik sıra var. Arada kaynayanları sayarsak rahat 150 metreyi bulur. Dakikada 3 mt. ilerliyoruz ve lise matematiğimizle biliyoruz ki maça ancak 5-10 dk. kala içerde olacağız.


İçeri giren taraftar sepeti aşağı salıp arkadaşlarına içeri girdikleri maç biletlerini yolluyor. "Geri dönüşüm" olayının en verimlisi budur işte.




İstanbul taraftarı uyanık. 8-10 beyaz ceket giyen ve yaş olarak olmasa da ruhen "genç fenerliler", 500 kişinin isyankar bakışları altında araya değil en öne kaynıyor. Ortamdaki polis sayısı daha fazla ama adamlar Antep önündeki Fenerbahçe kadar azimli; giriyorlar içeri!


Maça 10 dk. kala artık biz de surların üstündeyiz. Geldiğimiz yeri unutmamak adına aşağıya hüzünlü bakışlarımızı attıktan sonra tribünlere Hurraaaa diye dalıyoruz.


Fenerbahçe taraftarı kendisine ayrılan yerin tamamını doldurmuş. Yetmemiş Buca Kale Arkasını da 1/3 oranda kapatmış. Atatürk Stadı'nda içerdeki biletli seyirci sayısı, bayanların yaşı kadar çelişkilidir ama şunu biliyoruz ki dolu dolu bir Şükrü Saraçoğlu var burada.





Buca'nın golü Mersinli tarafındaki kaleye atılıyor da en azından yakınen görerek kahrolmuyoruz. Emre'nin şutu 3 dakika sonra 3 boyutlu olarak tam önümüzde. Meşaleler erkenden yakılıyor.


Nasıl ki akşamın gelmesiyle gölge Fener açık tribüne çöküyor sahada da Bucaspor Fenerbahçe'nin üstüne kabus gibi çöküyor ve 2. golü buluyor. Yanlış filme mi geldik diyoruz. Gaziantep maçında heyecan kotamızı doldurmuştuk ama bu maçın senaryosu başka anlaşılan.


Bucasporlular 2-1'in mutluluğuyla "Bahçe-i Fener, Olamazsın Şampiyon" provakesini yapıyor.  Bizim taraftardan anında iade-i slogan geliyor: "Buca Kümeye!.." -Küçükle küçük olmayın- diye uyarıyoruz gençleri ama nafile.


İzmir hatırası, 1.perde.


Nasıl ki Gotham şehrinde gökyüzünde yarasa işareti gördüğü zaman Batman çıkardı piyasaya, bu skorbordu gören Okçu Guiza ısınıyor sahada bir başına. 


2. yarı 70. dakikaya kadar golü bulsak son 20'de vitesi 5'e takar maçı alırız iç hesaplaşmasındayız  ama Buca şaka gibi. 3. golü de tam önümüze bırakıveriyor. 


"Alex çıkıyor tekrar sahneye" lafını on-yüz-bininci defa yazıyoruz; zaten o Türk olmasa biz 20 milyon Fenerli, Brezilya vatandaşı olucaz. Skor 3-3. Geriden gelmenin gazıyla bu iş burada kalmaz diyoruz ki nitekim kalmıyor. Guiza oyuna girer girmez golü atıyor; kızmasın ama maça ısınmış olsa bu golü atamazdı! :)


Takımın assolisti benim diyen Santos yine kapanış golüne imzasını atıyor. Yalnız bir sözüm Stoch'a. Geldiğinden beri en iyi topunu oynadı. Yatay-Dikey-Çapraz delip geçti Buca savunmasını. 5. golü bulduktan sonra taraftar Bucaspor'la uğraşmayı bırakıp Galatasaray'a sarıyor: "Kümede kal Galatasaray!" Taraftar haklı, bu sonuçla Sarı-Kırmızılıların Ligde kalması matematiksel olarak artık garanti. 


Önümüzdeki kalede 1 Buca 1 Fener, karşı kalede 2 Buca 4 Fener golü gördük. Cefasını biz, sefasını Mersinli kale arkası çekti ama gözümüz yok. Fener maçları kazansın da isterse en uzak galakside atsın golleri.


3-1'den gelip, 3-5 alıyoruz maçı. Rakam itibariyle İzmir için pek anlamlı (35) bir skor! Bu Fenerbahçe maçlarının senaryo yazarı her kimse İstanbul B.B. maçı için kendisinden artık sezon finalleri tadında bölümler değil de herhangi bir Trabzonspor maçı ayarında dingin-sessiz-sakin bölüm ricasında bulunuyoruz. 


Fenerbahçeli futbolcular: Fener gol gol gol!
40 bin Fenerli: Şampiyonluk geliyor!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder